En yeni en iyi kitaplar burada!
Kitapları Beğendiniz mi?

Yeni kitaplardan haberdar olmak ve ücretsiz pdf kitap kazanmak için e-posta listemize şimdi abone olun!

Invalid email address
Spam yok. Haftada 1 e-posta. En iyi kitaplar. Ücretsiz pdf kitaplar. İstediğiniz zaman ayrılabilirsiniz. 

Bu Kitabı Türkçe Arama Motoru ararım ile arayın!

Yazarın Adı:
Gökyüzü Maraşlı

Unvan:
Yazar

Doğum:

Kahramanmaraş 19 Temmuz 1969

Gökyüzü Maraşlı Biyografisi

“19 Temmuz 1969 akşamı Kahramanmaraş’ın Kurtuluş mahallesinde bahçe içinde ahşap bir evde Hatice-Bekir Sıddık Üdürgücü çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldim. Üç kardeşiz bir ablam bir de adam kardeşim var.

Çocukluğum gündüzleri bahçemizdeki ağaçlara tırmanarak, yavru kedi büyüterek, börtü böcük yakalayarak, akşamları da rahmetli babaannemin masallarını dinleyerek geçti.

İlkokul dördüncü sınıfa kadar okumayan, ders çalışmayan başarısız bir çocuktum. Dördüncü sınıfta yıl sonuna doğru, sınıf kitaplığındaki hikayeleri okumaya başlayınca kitapların büyülü gücünü keşfettim, o günden sonrasında kendimi okumaya adadım. Çok okuyarak okul başarısının ve yaşam başarısının arttığı fark edince o yıldan sonrasında kitaplar en iyi arkadaşlarım oldu.

O zamanlar ilköğretim beş yıl olduğu için ortaokul okumak için Kız Meslek Lisesi’ne gittim. Kız Meslek Lisesi’nde el becerisine dayanan biçki-dikiş şeklinde meslek derslerinde çuvalladım. Hatta bir sınavda kumaş üzerine yama yapamadığım için sıfır alınca iğne iplik meselelerinde başarısız olduğum gerçeğini kabul ettim ve ortaokul bitince okuldan ayrıldım.

Maneviyata ve psikolojiye çocukluktan beri merakım vardı. Bunun için kendi tercihimle ortaokuldan sonrasında ki öğrenim yaşamımı Kur’an Kursunda dini ilimler okuyarak geçirmeye karar verdim. “Sinanpaşa Kız Kuran Kursu” yaşamımda başka bir dönüm noktasıdır. Lise okumaktan vazgeçmiştim fakat Kur’an Kursunda Hatice öğretmenimin teşviki ile imam-hatip lisesini dışarıdan bitirmeye karar verdim.

İmam-Hatip lisesinin arapça, fıkıh, hadis şeklinde meslek dersler için birkaç arkadaşla beraber, alanında uzman bir hocadan iki yıl özel ders aldık.

Dersler, sınavlar devam ederken bunların yanında on altı yaşımda bir Kuran Kursunda fahri öğretmenlik hayata geçirmeye başladım. Öğrencilikle öğretmenliği birlikte devam ettirdim.

Dört yıllık İmam-Hatip lisesini iki yılda dışarıdan bitirerek, liseye devam eden sınıf arkadaşlarımla aynı yıl lise diplomasını aldım. Diplomayı alınca üniversite sınavlarına girmeye karar verdim fakat hangi mesleği seçeceğime bir türlü karar veremedim.

Hayvanları çok sevmiş olduğim için baytar olmayı, edebiyatı sevmiş olduğim için arap dili ya da ingiliz dili edebiyatı okumayı, gazeteciliği sevmiş olduğim için de basın yayın okumayı düşünmeme rağmen hepsini bir kenara bırakıp üniversite okumaktan vazgeçip iki yıl yaptığım Kur’an Kursu öğretmenliğine devam etme kararı aldım. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sınavına girerek resmi olarak Kur’an Kursu öğretmeni olarak çalışmaya başladım.

Bir yıl sonrasında nişanlandım, on dokuz yaşında da evlendim. Beş yıl sonrasında anne oldum. İki kızım bir oğlum var. Çocuklar birazcık büyüdüğünde yeterlik almak için girdiğim sınava hazırlanırken okul yaşamını ne kadar özlediğimi fark ettim ve üniversite sınavına girerek açık öğretimde İşletme Fakültesi “Yönetim Organizasyon” bölümünde okumaya başladım. Organizasyon ilgi alanım olduğu için fakülteye hevesle başladım fakat iki yıldan sonrasında başörtü ile sınavlara girme hakkı kalktığı için okulu, iki yıllık işletme eğitimi, almış olarak bırakmam gerekti.

İlginizi çekebilir:  Andrew Gross

Düzce’de oturduğumuz 99 yılında ağustos depremini yaşadıktan sonrasında yazar olmaya karar verdim. Çocuklarımı büyütürken onlara anlattığım masalları yazmayı düşünüyordum fakat hep dikkatsizlik ediyordum. Yaşamın her an bitebileceği gerçeğini yakinen görünce, gece gündüz yazmaya başladım. Kasım depremine kadar da iki aya yakın bir zamanda içinde kırk masal olan ilk kitabım “Bana Bir Masal Anlat” ı yazıp bitirdim.

Fakat zorluk derecesi yüksek kitap yazmak değil yayınlatmakmış. Kitabı pek çok yayınevine gönderdim. Yayınevleri masalları beğenmelerine rağmen “tanınmış bir isminiz yok” ve “bu biçim kalın masal kitabı satmaz, tek tek basmak gerekir” dedikleri ben de kırkını bir arada istediğim için kitabın basım aşamasında oldukça uğraşmam gerekti.

2001 yılında ilk kitabım “Bana Bir Masal Anlat” yayınlandı ve çok ilgi gördü. Kitap ilk yıl 17 bin satınca masal kitaplarında yeni bir dörutubet açıldı, kalın masal kitapları modası başladı. Fakat “Bana Bir Masal Anlat” özgün, eğitici ve eğlenceli olduğundan çocuklar ve aileleri yanında yeri olan, özel bir kitap, oldu.

Masal kitabından sonrasında hikayelerle ergenliği anlattığım “En Güzel Armağan” kitabımla “Çocuk Edebiyatçıları ve Sanatçıları Birliği”nden ödül aldım ve kitap beş yüz binden fazla satarak genç okuyucular tarafından da ödüllendirildi.

Yazı yaşamım oldukça iyi giderken baştan beri pek de iyi gitmeyen evlilik yaşamımda ki sallantılar sarsıntıya dönüşmeye başlamıştı. O dörutubet bir evlilik kitabı yazmaya karar verdim. Kadın-erkek ilişkileri üzerine ilk kitabım “Eşimin Eşi Yok” hikayelerle evlilik kitabını yazdım, 2003 yılında da yayınlandı. Kitap özellikle kadınları, onların duygu dünyasını, beklentilerini anlattığı için kadın okurlar tarafından çok beğenildi. Kadınları idrak etmek isteyen erkekler için de rehber bir kitap oldu.

O dönemde gelişen bazı vakalar evliliği bitiş noktasına getirdi. Boşanma arefesinde “Evliliği Pekmez Sandım” kitabını yazdım. “Evliliği Pekmez Sandım, Yüreğimi Yakmaz Sandım” atasözündeki şeklinde yüreğim yanmıştı. Kadınlar kitabı gene çok sevdiler çünkü bütün kitap süresince “Evlilikte mutlu olmak için, adamların ne yapması gerektiğini” anlatmıştım.

Kitabın adı okuyuculara negatif geldiği için, kadın okuyucuların isteği üzerine kitabın adını değiştirdim. Kitabın yeni adı “Eşim Aşkım Olsun” oldu. Kadınlarla aynı dili mevzuşuyordum; çünkü farklı değildi aslında yaşadıklarımız birbirinden. Benzer şeyleri yaşayıp, benzer şeylerden mutsuz oluyorduk.

İlginizi çekebilir:  Hasan Ali Toptaş

Onlar da benim o dönemde yaptığım şeklinde evlilikte mutluluğun sorumluluğunu adamların üzerine yıktıkları, feminizmin “masum kadın-suçlu adam ”dayatmasıyla hayata baktıkları için ortak noktada buluşmamız pek de zor olmuyordu. Ayrıca kitabın tanıtımlarında basın beni “Feminist Yazar” diye takdim ediyordu; fakat ben bunu asla kabul etmiyordum. Çünkü feminist olduğumun farkında değildim. Dindarlık ve feministlik zıt kavramlardı aklımda fakat dilimin inkar ettiğini zihnim kabul edeli yıllar olmuş. Fakat hiçbir vakit uç noktada adam düşmanı bir feminist olmadım. Hep iyi niyetle “erkeklere bilseler, bizi anlasalar, çaba gösterseler kadınları mutlu etmek çok kolay” diye inanıyordum.

Ayrıca okul aşkım tekrardan depreşti ve psikoloji eğitimi almak istedim. Bunun için özel bir üniversitede “Davranış Bilimleri” bölümünde okudum. Okulda okuduklarım ile yetinmeyerek üzerine eklediğim bilgiler, o dörutubet yaşadıklarım, benimle derdini paylaşan pek çok kişi, çocuk-aile sitesine gelen yazılar derken kadın adam ilişkilerine bakış açım değişti.

Bu değişimin temel sebebi kadını ve erkeği yaratan Rabbimizin ve onun elçisi sevgili peygamberimizin sözlerini kendime rehber edinmemden dolayı oldu. Elimizde Kur’an şeklinde bir gömü ve Hadis-i Şerîf şeklinde yol gösterici varken mutluluğu yanlış yerlerde aradığımızı fark ettim.

Kadın-erkek ilişkileri mevzusunda, kadınların yaptığı hataları da görmeye başlayınca okuyucularıma o vakit faydalı olmaya başlamışım. Bunu ben söylemiyorum, okuyucularım dile getiriyor.

Ayrıca geçmişe dönüp baktığımda önceki evliliğimde yaptığım hataları da görmeye başladım. Bu da yazılarıma, kitaplarıma pozitif bir şekilde yansıdı. Evliliğe yeni bakış açımla 2011 de tekrardan evlendim.

Yazmak dışında, okulda öğrencilerle buluşmayı, seminer vermeyi, imza günlerinde okurlarla söyleşi yapmayı kısacası mesleğimi çok seviyorum. Sevmek diyince bunlar dışında neleri sevmiş olduğimi de yazıp yazıyı toparlayayım. Espriyi severim, doğal yaşamı severim. Kepekli ekmeği, sebze- meyve yemeği, nebat çayları içmeyi, faydalı şeyler keşfetmeyi severim.

Doğal olarak en çok da okumayı seviyorum. Elime kitap alınca dünyayı unuturum. Okur olmak benim için yazar olmaktan daha öncelikli. Yazmayı da seviyorum; fakat şunu kabul etmek lazım ki okumak keyifli, yazmak zahmetli. Zahmette rahmet vardır deyip yazmaya devam ediyorum.

Rabbimin izniyle..Siz değerli üyelerimizin desteğiyle..Sevgi ve merhabalarımla…”
Gökyüzü Maraşlı http://www.cocukaile.net

Listeme Ekle()

No account yet? Register